Av. Nuri YILDIRIM
  07-02-2020 13:26:00

HAYATIN CİLVESİ

HAYATIN CİLVESİ

 

Nasıl da geçip gidiyorsun bağlasan durmaz misali... Geriye doğru bakıldığında bir çığlık sesiyle başlayan bazen sağlıklı bazen de sağlıksız uzun ya da kısa bir yolculuk değil mi? hayat. Nerede duracağı bellidir aslında sayılı nefeslerin tükenmesiyle bu sefer sala sesiyle

 

Bu kısacık ama içine çok şey sığdırmaya çalıştığımız hayata neleri sığdırmıyoruz ki dostları ,arkadaşları, akrabaları, sevgileri, sevdaları, evleri eşyaları, başarıları,mutlulukları, hastalıkları, ölümleri, sevinçleri, kırgınlıkları, kavgaları, barışmaları…

 

Hayatımızda yer alanlar içinde gerçek dost dediklerimiz vardır. Tam her şey bitti derken hızır gibi imdada yetişen, iyi ve kötü günde yanında olan ve altın kalpli canlardır onlar.

Arkadaşlar vardır yine bir telefonla veya bir mesajla yanındayım aklımdasın diyebilen.

Dost ve arkadaşlar, bir kez sorup kaybolan değil, her daim manevi olarak yanında olmak isteyen ,yokluğu hissedilenlerdir.

 

Bir de yaşadığımız sahte dünyaya bakıldığında, kendini hayatta en yüksekte gören , her şeyin kendi etrafında döndüğünü zanneden , vazgeçilmez olduğuna inanan ve kibirlenen zavallıları da unutmayalım.

 

Zavallılar kim mi? Onlar hayatta kariyeri malı, mülkü ve markayı kısacası dünya zenginliğini her şey zannedip eşini, dostunu, komşusunu ve akrabasını unutanlardır.

Onların sahte iki yüzlü davranış ve gülüşlerinin ardındaki gerçek yüzlerini görmek için ya varlıktan yokluğa düşüp mağdur ya da hasta olacaksınız! Laf olsun diye samimiyetten uzak hal hatır sorup kaybolurlar belki de hiç sormazlar.

 

Sonra onların da yer aldığı hatıralarınıza dalıp gidersiniz.

 

Aynı sofrada yapılan hoş ve samimi sohbetler, gülüşmeler aynı ekmeği paylaşmışlığınız gelir aklınıza. Daha neler gelmez ki insanın aklına, çocuklarını kendi evladı gibi sarıp sarmalayan kötü günlerinde yanından ayrılmayan maddi ve manevi olarak destekleriniz gelir ve şöyle düşünmüşsünüzdür belki de...

 

Deriz ki hasta olduğumda koşar gelir, gelemeseler de arada bir arar sorarlar, halimi hatırımı

deriz ki bana bir şey olursa çocuklarıma sahip çıkar kol kanat olurlar.

 

Bunları sesli düşünürken

 

-Gelmez miyiz? Allah korusun dediklerini hatırlar gibi olur insan.

 

Ey hayat hani kısaydın ya...

 

Günler gelir geçer şöyle demeye başlarız artık. eskiden gelenler gelmez oldu. İşi olsa ve menfaati varsa gelirdi demeye başlarız. Hep ben mi arayacağım der ayıplarını yüzlerine vursanız da yine de değiştiremezsiniz. Çünkü onlar gerçek yüzlerini saklayan menfaat odaklı insanlardır. Mükemmel olduklarını düşündükleri için hatalarından ders almazlar.

 

Bu tarz insanların hep zamanları yok; işleri ve yalanları çoktur.

 

Bunlar bahanedir gerçek neden açıktır. Okurken cahilleşmiş; zenginleşirken yoksullaşmışlardır. Maddiyatta sahip olduklarıyla maneviyatlarını kaybetmişlerdir. Onlar elde ettiklerini hazmetmektedirler.

 

Gerçekte sahip olduğumuz maddi ve manevi varlıkları, etik yaşayarak teminat altına almak en akılcı olanı değil mi?

 

Saygı, hoşgörü sevgi gibi ahlaki değerlerin yerini onların hayatında başka şeyler almıştır.

Kibir, ön yargı, hile, saygısızlık, adaletsizlik, vefasızlık...

 

Vefa mı o da ne ki ?

 

Vefa, ahde vefa asıl olan budur işte!

 

Bir gün telefonunuz çalabilir, bir mesaj ya da sosyal medyanızda bir paylaşım….

Ahh... dersiniz.

 

Gözlerinizden yaşlar akar birazcık, ne iyi adamdı, kadındı, çok çekti çok... diye düşünürsünüz.

 

Belki son göreviniz için bir araya gelirsiniz maskelerinizle, belki de bir mazeretle gelemeyeceğiz dersiniz kendinizi rahatlatmışçasına.

 

Aslında çok yakınınızdır o kişi ve siz belki evladından ileri saydığı belki üzerine titrediği bir dostu yakını, bir o kadar da uzağındasınızdır.

 

O an düşünmelisiniz bunlardan hangisiyim ben diye .Eğer yakınıysam en son ne zaman ziyaret ettim,en son ne zaman nasılsın diye gönlünü aldım.Küçük bir hediye göndererek kalbimdesin diyebildim.İşte bunları yaptıysan gerçek bir akraba,gerçek bir dost,gerçek bir arkadaştın demek ki ahde vefa da bulunmuşsun.

 

Hayattan ayrılanın son zamanlarında unuttular; arayıp sormuyorlar, menfaati varsa gelirdi listesinde yer almışsan o hanede toplulukta o gün ve sonrasında ne işin var ki, vefasızlığın acısını dindirmek için yapılan son görev mi acaba.

 

Evet siz görevinizi yaptığınızı zannederken orada bir eşyadan farkınız yoktur aslında.

Evet hayatımızda her insanın sonu anlayana geride kalanları için başlangıçtır.

Kaybedilen sadece bir can değil onun anıları, yaşadıkları, sevdikleri, vefaları beklentileriyken ya geride kalanları...

 

Kendini insan, dost, akraba bilenler; aslında bu dünyadan göçüp gidenlere karşı maddi ve manevi olarak borçlu olan boş insanlardır.

 

Umarım şu kısacık hayata vefalı dostlar, arkadaşlar, akrabalar sığdırırken,hayatımızı da ahde vefayı bilen gerçek dost olarak bilinen kişiler olarak sonlandırırız.

Değerli okuyucular, günlük hayatta yukarıda anlatılan yaşanmışlığa benzer olaylar hepimizin başından geçmiş olabilir. Şimdi düşünelim…

 

Siz bu yazının neresindesiniz?

 

"Dost ise düşünme ver ömrünü gitsin, dost değilse hiç bekletme yol ver gitsin."( Mevlana)

 

DOSTÇA KALIN, HOŞÇAKALIN...

 

Nuri YILDIRIM/ 04 ŞUBAT 2020

 

  Bu yazı 357 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ
Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI